Dünya genelinde kadınların iş gücüne katılımı artarken, tam tersi bir görünüm sergileyen Türkiye’de kötüleşen tablonun temel nedeni olarak kültürel faktörler gösteriliyor.
Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) verilerine göre, Türkiye’de kadınların iş gücüne katılımı 1988 yılında yüzde 34.3 iken, 2008’de 21.6’ya düştü. Bununla birlikte Türkiye, 2006’da kadınların ekonomiye katılımını oranı açısından OECD’ye üye olan Avrupa ve Orta Asya ülkeleri arasında son sırada yer aldı.
Global Post’ta Nicole Sobecki tarafından yayımlanan haberde, İstanbul’un Tarlabaşı mahallesinde bulunan harap bir binada üç çoğununa bakmakla uğraşan 34 yaşındaki Medine Gezer’in sözlerine yer verildi. Gezer, “Annem her gün tarlada çalışırdı, fakat bu şehirde ben ne yapabilirim?” derken, çocuklarına bakmak, yemek pişirmek ve temizlik yapmaktan başka bir şey yapamadığını belirtti.
Dünya Bankası’nda görevli ekonomist Diego Angel-Urdinola, Türkiye Devlet Planlama Teşkilatı ile ortak hazırladıkları “Kadınların İş Gücüne Katılımı” raporuna göre Çin, Rusya, Hindistan ve Brezilya ile mücadele eden Türkiye’nin daha rekabetçi bir güç haline gelmek için çabaladığını, ancak tüm vatandaşlarını ekonomisine katmadan küresel alanda rekabetçi bir konuma gelemeyeceğini belirtti.
OLUMLU GELİŞMELER VAR
Çalışmalar, Türkiye’de artarak iş gücüne katılacak kadınların yoksulluğun azaltılması ve üretimin artmasına katkıda bulunacağını gösteriyor. Dünya Bankası’nın Türkiye Ülke Direktörü Ulrich Zachau, Türkiye’de kadın iş gücünün yüzde altı ile yedi arasında artmasının yoksulluğu yaklaşık yüzde 15 azaltacağına dikkat çekiyor.
Sobecki, Türkiye’de kadınların iş gücünden kopmasının temel nedenleri arasında kentleşmenin artmasının yanı sıra, tarımdaki iş gücünün de azalması payı olduğunu belirtiyor. Medine Gezer, yaşadıkları kırsal alanı terk ederek, ailelerinden ve evlerinden uzak kalan ve şehir hayatına alışmakta zorluk çeken kadınlara bir örnek oluşturuyor.
Karşılaşılan zor çalışma koşulları, düşük maaş, uzun çalışma saatleri ve çocukların bakımı, şehirlerde yaşayan kadınların çalışmasına engel oluşturuyor. Bunların yanında, aileler ve toplum, kadınların evde oturmalarını destekleyen beklentilere sahip bulunuyor.
ABD’nin Boston Üniversitesi’nde akademik çalışmalarda bulunan Jenny White, “Türkiye çok az insanın yüksek eğitim aldığı, tutuculuğun çok fazla olduğu bir ülke. Genelde bir kadının evlendiği zaman çalışmayı kesmesi ya da çalışmayı aklından bile geçirmemesi bekleniyor” dedi.
KADIN ERKEĞİN ARKASINDA DURMALI
White, Türkiye’de kadınların çalışmamasına yönelik görüşe sahip olanların sadece dindar kesim olmadığını ancak toplumda kadınların erkeklerin arkasında durması gerektiğine yönelik bir görüşün hâkim olduğunu belirtti.
Bu görüş, halk tarafından da kabul ediliyor. İstanbul’un tutuculuğuyla ile bilinen Fatih mahallesinde dükkân işleten Şengül Akın, tanıdığı birçok erkeğin hem dinsel nedenler, hem de istismar ve tacizden korunmaları için eşlerini evde kalmak için cesaretlendirdiğini söyledi.
ENGELLER KALDIRILMALI
“Kadınların İş Gücüne Katılımı” raporunda, kadınların Türk ekonomisine katılabilmesi için üç maddeye dikkat çekildi. Bunlar kadın çalışan istihdam edilmesi önündeki engelleri kaldırılması, kadınların eğitim seviyesini artırılması ve kadınların evlerinden dışarı çıkmaya teşvik edilmesi olarak sıraladı.
White, yapılan bazı çalışmalara rağmen yeterince yol alınamadığını, Türkiye’de başlarını örten kadınların aynı zamanda beyinlerini de örttüklerine yönelik geleneksel bir görüş olduğunu belirtirken,“önemli olan kadınların bir yere kadar kendilerini yönetmelerine izin verilmesi gerektiği. Yanlış olan şey ise onları çalışmak için evlerinden çıkmalarını istemek” dedi.
SİZCE BİR KADIN GERÇEKTE NASILDIR
BİR KADINI AĞLATIRKEN ÇOK DİKKAT EDİN! ! ÇÜNKÜ YÜCE RABBİMİZ KADININ GÖZYAŞLARINI SAYAR... KADIN ERKEĞİN SOL EĞE KEMİĞİNDEN YARATILDI EZİLSİN DİYE AYAKLARINDAN DEĞİL. ÜSTÜN OLSUN DİYE BAŞINDAN DA DEĞİL. AMA EŞİT OLSUN DİYE GÖĞSÜNDEN, KORUNSUN DİYE KOLUN BİRAZ ALTINDAN SEVİLSİN DİYE KALP HİZASINDAN...
Bir kadının gözyaşları hafife alınacak kadar değersiz değildir... Kadın paylaşmayı sever. Onun için de en değerli olanını verir; gözyaşlarını. Kadın güçlüdür aslında. Gözyaşları onun güçsüz olduğunu kanıtlamaz... Bir kadın nelere katlanır. Öncelikle toplumdaki yerini sağlama almak zorundadır kadın.... Öyle saçı uzun aklı kısa da değildir. Çok zekidir... Başkalarının kuvveti kalmadığında, devam edecek azim vardır onda. Ailesi hastalandığında, yorgunluğa pabuç bırakmayacak kadar kuvvetlidir. Her türlü şartlar altında, onu incitseler, hafife alsalar veya gururunu ayaklar altına alsalar bile o yine sevdiklerinin yanında kalır. Vefası çoktur. Acıma duygusu ona tümüyle verilmiştir, çünkü o bir kere Anne olma şerefine layık görülmüştür... Kadın dinlemeyi sever, derman olmayı da. Duygularını ve düşüncelerini paylaşır herkesle. Eşiyle, dostuyla hatta düşmanıyla bile konuşur. Aslında düşmanı da yoktur onun ya, yalnız pekiyi anlaşamadıkları vardır bazen... Sevdiklerinin tüm kusurlarına rağmen, kadına sevme kuvveti de verilmiştir... O her zaman duyarlılığıyla, sadakatiyle, anlayışıyla sevdiğinin yanındadır aslında... Ama gel gör ki, kadın asla unutmaz. İyiliği de kötülüğü de. Yapılanlar, iğne oyası gibi işlenir narin yüreğine. Ama bazen yinede susmayı tercih eder gerektiğin de... Yorgun düşmüş biçare yüreği hep umut içindedir; hep sevilsin ister. Unutulmak ona ölüm gelir... İşte budur kadın. Gözyaşları ise onun zayıflığını değil, insan olmanın simgesini ifade eder... Kadını güzel yapan şey ne saçı, ne vücudu... Kadını esas güzel yapan, sevgi'sini paylaşabilmesi, fedakarlığı, sorumluluğu ve anlayışıdır. Yalnızca bilgi'si değil, aynı zaman da kalbe de yönelik aklıdır kadını kadın yapan... Onun içinde bütün bunların ifadesi olan gözyaşlarını asla kimseden esirgemez insanlık namına.
Bir kadın çocuktur aslında. Çocuk gibi davranmayı sever. Erkeğin kendisine bir çocuğa gösterdiği şefkati göstermesini de ister. Bir çocuğu okşar gibi incitmekten korkarak okşamalıdır erkek kadını. Ama hiçbir kadın çocuk muamelesi görmek istemez. Söylediği şeyler çocukça da olsa dinlenilmesini,dikkate alınmasını ister. Yani bir kadının çocukluk yapmasına izin vereceksiniz ama asla onu bir çocuk olarak görmeyeceksiniz.
Kadınlar seksi sevmez mi?ERKEKLERİN KADINLARI REDDETME BAHANELERİ: 10-Seni kızkardeşim gibi severim(çirkinsin) 9-Aramızda bu kadar yaş farkı olmasaydı keşke (çirkinsin) 8-Seni düşünemiyorum (çirkinsin) 7-Hayatım şuanda karmakarışık (çirkinsin) 6-Bir başaksını seviyorum (çirkinsin) 5-Aynı işyerinde çalıştığım biriyle çıkamam (çirkinsin) 4-Sorun senden değil benden (çirkinsin) 3-Şu sıaralar kariyerime konsantreyim (çirkinsin) 2-Sözlüm var (çirkinsin) 1-Arkadaş kalalım (çok ama çok çirkinsin)
Nedense erkeklerin biz kadınlara göre sekse çok daha düşkün oldukları hatta bu yüzden erkeğin kadını aldatmasının daha affedilir olduğuna inanılır. Erkek egemen bir toplumda daha doğrusu erkek egemen bir dünyada yaşadığımızı düşünürsek böylesi inançların kökeninin ne ifade ettiğini daha kolay anlayabiliriz.
Cinsellik, cinsel ayrıma tabi tutulduğunda erkeklere atfedilen bir yaşam zevki gibi sunulurken kadınlar söz konusu olduğunda türün devamı için kadının erkeğine hizmeti ya da armağanı olarak algılanmakta. Oysa hepimiz biliyoruz ki, günümüzde hiçbir kadın sevişirken yepyeni bir nesil inşa etmekte olduğunu düşünmüyor.
Cinsellikten zevk almaya çalışırken aldığı zevki erkeğine hissettirmemek zorunda kalan kadının erkeğe göre cinselliğe daha az istekli olduğuna dair toplumsal yargılar / yanılgılar oluşabiliyor.
Kadının seks hayatı hakkında karanlık noktaların varolmasının temelinde, erkek egemen bir dünyada yaşanılmasının çok büyük etkisi var. Erkekler, cinselliği kadınla yaşasalar bile, yatak odası konuşmalarını partnerleriyle yapmak yerine erkek arkadaşlarıyla yapmayı tercih ediyor. Bu durumda da konuşulanlar kadının cinsel dünyası ve hissettikleri değil, kendi deneyimleri oluyor. Cinsellik konuşulmadan sadece deneme yanılma yöntemiyle öğrenilmeye çalışıldığı için, farklı partnerlerle yaşanan cinsel deneyimler cinsellik hakkında çok fazla şey bilmeye eşdeğer sayılıyor.
Cinsellikten zevk alanlar fahişedir!
Kadının cinselliği yaşamasının ayıp karşılanması gelişmiş ya da az gelişmiş tüm toplumlarda zaman içinde görülmüştür. Kimi toplumlar kadının zevk almasını engellemek için klitorisi alarak kadını sünnet etmeyi gelenek haline getirirken, kimi toplumlarda da kadının seks sırasında ses çıkarması onun bir fahişe gibi taşlanarak ölmesine gerekçe sayılabiliyordu.
Evlilik öncesi ilişkinin ayıp sayıldığı kadınlara, evlendikten sonra anne olma vasfı yüklenerek, kadının hiçbir zaman kadın olma duygusunu yaşamaması sağlanıyor. Böylece erkek, aynı zamanda çocuklarının annesi olan kadının kendine hizmet amaçlı yaşadığı cinsellikle yetinememesini aldatma eylemine bir kılıf olarak gösterebiliyor.
Kadının ne hissettiğinin, cinsel yaşamını nasıl kurguladığının ve zevk alma noktalarının toplumda yalnızca pornografik amaçlara hizmet ettiği zaman konuşuluyor olması, dünya üzerindeki milyarlarca kadının kapalı bir kutu gibi yaşamasına neden oluyor. Oysa ki, kadınlar da en az erkekler kadar karşı cinsten tahrik oluyor, cinselliği seviyor ve bundan zevk alıyor.
9. İsminin bir ağaca kazınmasını ve bu vesileyle asırlık bir çınarın kurumasını ister.
10. 80 yaşında bile olsa kendisine çıtır denilmesini ister.
11. Aynı talebi lolita sözcüğü için de geçerlidir.
12. 3. Dünya Savaşı bile çıksa, evlilik yıldönümü unutulmasın ister.
13. Hizmetçisinin kadın, şoförünün erkek olmasını ister.
14. Bahçıvanın da erkek olmasında sakınca yoktur.
15. Günün 8 saatini yatakta, 8 saatini kuaförde ve 8 saatini de alışverişte geçirmek ister.
16. Dünyanın en güzel kadını olduğu cümlesininin dakikada bir söylenmesini ister.
17. Kendisi için 1 milyon tane şiir yazılmasını ister.
18. Doğurduktan sonra vücudu bozulmasın ister.
19. Hapur küpür yemek fakat kilo almamak ister.
20. Çiçek bakmaktan nefret eder ama kendisine sürekli çiçekler alınmasını ister.
21. Oğlan çocuklarıyla oynamak ister.
22. Küçükken evcilik oynamak ve büyüyünce de evlenmek ister.
23. İlk öpüşme yıldönümünün de unutulmamasını ister.
24. Saman altından okyanus yürütmek ister.
25. Yere bakıp bir milyon tane yürek yakmak ister.
26. Uğruna ölünsün, geberilsin ister.
27. Uğruna gökteki ay yere indirilsin ve kendisine tepsi içinde ikram edilsin ister.
28. Kocasından daha uzun yaşamak ister.
29. Peşpeşe 100 kere orgazm olmak ister, dahası bunu başarabilecek bir erkeğin de yeryüzünde olmasını ister. Bu ona çok normal bir istekmiş gibi gelir. (bence bole kadın yoktur sahinciyiz )
30. Yenisini almak için, en yeni ayakkabılarının bile hemen eskimesini ister.
31. Ütüyü de otomatik olarak yapacak bir makine icat edilsini ister. Bu olmazsa, bunu yapacak kocası olsun ister.
32. Kocasını sırf kızdırmak için 'bugün canım seks yapmak istemiyor' demek ister.
33. Kocasının sekreteri olmasın ister.
34. Kaynananası çabuk ölsün ister.
35. Kaynanasından yüklü bir miras kalsın ister.
36. Sigarasını erkeklere yaktırmak ister.
37. Yaptığı trafik kazalarında kendisinde kusur bulunmasın ister.
38. 75 kilo bile olsa, bikini giymek ister.
39. Tek tek basmak ve bade süzmek ister.
40. Kenan Işık'ın dadısı olmak ister.
41. Hasılatı kocası, sarfiyatı kendisi yapsın ister.
42. Tarkan tarafından Hüüüpletilmek ister.
43. Tarkan olmazsa Brad Pitt de olur!
44. Tavlanmak ister.
45. Etmese bile kocasına 'senin için saçımı süpürge ettim' demek ister.
46. Telefon konuşması karşı tarafa yazsın ister.
47. Kadın-erkek eşitliğini savunmakla birlikte hesabı erkek ödesin ister.
48. Kadın-erkek eşitliğini savunmakla birlikte, askere hep erkekler gitsin ister.